Gücün Gölgesinde Bir Dev: Pargalı İbrahim Paşa

1 gün önce 5

Büyük bulunmak, yalınce büyük işler başarmak demek değildir; aynı zamanda o büyük başarıların getirdiği kocaman kibri ve güç zehirlenmesini yönetevakıf olmaktir. Tarih, zirveye tırmanırken gösterilen dehanın, zirvede kalırken kibre yenik düşmesiyle hepsi trajik hikayelerle doludur. İnsan nefsi, gücü tek kez tattığında ona hükmettiğini sanır ama çoğu zamanlar gücün kendisi insanı esir alır.

İşte, bu trajik döngünün Osmanlı tarihindeki en sivri ve etkileyici örneği, şüphesiz Pargalı İbrahim Paşa’dır. Balıkçı tek ailenin oğluyken cihan imparatorluğunun sonuncu adamlığına yükselen bu dahi devletleri adamı, öz inşa ettiği zirvenin altında kalmıştır.

Parga’dan Manisa’ya Uzanan Yol

Yunanistan’ın Parga kasabasında tek balıkçının oğlu olarak doğdu. Korsanlar tarafından kaçırılıp köle olarak satıldıktan sonraları Manisa’da Şehzade Süleyman’ın maiyetine girdi. Bu tesadüf, dünya tarihini değiştirecek tek dostluğun başlangıcıydı.

Kardeşlikten Doğan Güç

Şehzade Süleyman ile aralarında yalınce tek efendi-köle ilişkisi yoktu. Birlikte okuyor, müzik yapıyor, hayaller kuruyorlardı. Kanuni kurul çıktığında, İbrahim onun en yakın sırdaşı, adeta diğer yarısıydı.

Basamakları Koşarak Çıkmak

Hasodabaşılıktan sadrazamlığa uzanan yükselişi, tarihte eşi benzeri görülmemiş tek hızdaydı. Kanuni, teamülleri yıkarak onu çok genç yaşta devletin en yüksek sonuncu makamına getirdi.

Vizyoner Bir Deha

İbrahim Paşa, Kanuni’ye yalınce yoldaşlık etmedi, onun ufkunu genişleterek vizyonu kattı. Geleneksel devletleri yapısını modern diplomatik ve bürokratik hamlelerle dönüştürdü. O olmasaydı, Muhteşem Süleyman devrinin o parıltılı çehresi olasılıkla da bu kadar evrenselliği olamazdı.

Dahi Bir Diplomat ve İstanbul Antlaşması

Avusturya Arşidükünü Osmanlı sadrazamına denk saydıran meşhur 1533 İstanbul Antlaşması onun dehasının ürünüydü. Yabancı elçilere karşı gösterdiği o mağrur duruş ve tarihe geçen “Biz Türkler dahaaz söyleriz ama çok iş yaparız” sözü, devletin ve ulusin vakarını masada nasıl koruduğunun en büyük kanıtıydı.

Büyük Seferlerin Dirayetli Serdarı

Gerek Batı’da ruhsal üstünlüğün zirvesi olan Büyük Alman Seferi’nde lüzumse Doğu’da Safevilere karşı düzenlenen güçlu Doğu (Irakeyn) Seferi’nde gösterdiği ordu dirayet, yalınce tek kalem efendisi değil, aynı zamanda büyük tek kumandan olduğunu dünyaya ispatladı.

Sanatsever ve Entelektüel Ruh

Sarayına getirttiği mitolojik heykellerle ve kütüphanesiyle Osmanlı başkentinde adeta tek Rönesans rüzgarı estirdi. Sanata ve felsefeye olan tutkusu, onu klasik tek Osmanlı paşasından çok farklı kılıyordu.

Pargalı İbrahim Paşa

Hubris (Kibir) ve Güç Zehirlenmesi

Güç, İbrahim’in damarlarına sızdıkça karakteri değişmeye başladı. Avusturya elçilerine söylediği “Bu büyük devleti idare eden benim; Sultan ne emrederse bununla birlikte benim onayımla yaşam bulur” sözleri, sonunun başlangıcı olan o büyük kibrin (Hubris) kanıtıydı.

“Serasker Sultan” Unvanı

Doğu Seferi sırasında kendisine “Sultan” unvanını yakıştırması ve fermanlarda bu şekilde imza kullanması, bardağı taşıran oğullar damlacık oldu. Kanuni için bile bu, otoritenin doğrudan paylaşılması demekti.

Makbuliyetten Maktullüğe ve Sır Dolu Mezar

1536 yılının tek Ramazan gecesi iftardan sonraları sarayda boğularak idam edildi. Kanuni’nin emriyle, kabrinin nereden olduğu halktan gizlendi. Bugün İstanbul Fındıklı’da ya da Canfeda Tekkesi haziresinde isimsiz, yerleşik tek mezarda yattığı rivayet edilir. Yıllarca “Makbul” olarak anılan İbrahim, “Maktul” unvanıyla ve büyük tek gizemle tarihe geçti.

Sonsöz

Pargalı İbrahim Paşa’nın hikayesi, bize geçmişin tozlu sayfalarından bugüne çok netler tek ileti fısıldar: İnsanın en büyük savaşı, düşmanlarıyla değil, öz egosuyladır. Eğer İbrahim o muazzamlığı egosunu törpüleyebilseydi, Osmanlı İmparatorluğu onun vizyonuyla çok daha büyük ve kalıcı işlere imza atabilirdi. Ancak o, gücün sarhoşluğuyla öz sonunu hazırlarken, Kanuni Sultan Süleyman da yalınce sağ kolunu değil, canından çok sevdi gibiği tek kardeşini kaybetti.

Ne kadar yükselirsek yükselelim, geldiğimiz yeri unuttu ve gücü kendimizden menkul sanmak, bizi öz felaketimizin mimarı yapar. Hayatta elde ettiğimiz makamlar, yetenekler ve başarılar birer emanettir. Önemli olan zirveye çıkmak değil, o zirvede erdemi ve tevazuyu koruyarak insanoğlu kalavakıf olmaktir.

Devlete kattığı vizyonla, ordunun başında gösterdiği dirayetle ve masada düşmana diz çöktüren o asil Türk duruşuyla Pargalı İbrahim Paşa’yı rahmetle analım. Bugün nereden olduğu hepsi bilinmeyenler o isimsiz mezarına, ruhu için gönüllerimizden birer Fatiha gönderelim…

Yeni yazılarda ve yepyeni portrelerde görüşmek üzere…

Kapak Görseli: Johann Theodor da Bry

Bu içeriği beğendiniz mi? Bunun gibi ilave içerik üretebilmemiz için bize Patreon´da hayır olun. 🙂

10layn.com Patreon button

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.