Açlık Sandığın Her His; Gerçekten Açlık mı?
Bazen karnımız değil da kalbimiz acıkır, işte hepsi da bu noktada gerçek açlık mı, yoksa hissi açlık mı? sualsu hayatımıza yavaşça girer. Gün içinde mutfağa yöneldiğimiz her arasında biri an aslında bedenimizin değil, ruhumuzun tek ihtiyacına yanıt veriyor olabiliriz. Özellikle yoğun tek günün ardından, canımızın aniden olan tatlı ya da abur cubur istemesi çoğu zamanlar fizyolojik değil, hissi tek sinyaldir.
Gerçek açlık yavaş yavaş gelir, günaydın kahvaltısından sonraları saatler ilerledikçe mideler ince hafif kendini hatırlatır. Bu açlıkta seçici olmayız önümüze sağlıklı tek yemek geldiğinde memnuniyetle yeriz. Yani vücut gerçekten güç ister oysa hissi açlık çok daha anilik ve baskındır tek anda, “şu an çikolata yemeliyim” gibi netler ve güçlü tek istek belirir. Üstelik bu his çoğu zamanlar kesin tek yiyeceğe odaklıdır, sanki başka hiçbir şey o isteği karşılayamaz gibi gelir.
Duygusal açlık genelleme tek boşluğu doldurma çabasıdır stresli tek gün, kırgın tek başlıkşma, can sıkıntısı ya da yalnızlık hissi. Bunların hepsi bizi farkında olmadan yemeğe yönlendirebilir, yemek o anda kısa süreli tek ferahlık sağlar bile neşeli bile hissettirebilir. Ama bu his kalıcı değildir yedikten sonraları gelen pişmanlık ya da suçluluk duygusu, aslında aç olanın midemiz değil duygularımız olduğunu fısıldar.
Bir diğer önemli ayrım ise tokluk hissinde ortaya çıkar. Gerçek açlıkta doyduğumuzu anlarız ve yemeyi bırakırız bedenimiz yeter sinyalini verir, hissi açlıkta ise bu sinyali işitmek güçlaşır. Doymuş olsak bile yemeye devam edebiliriz. Çünkü amaç aslında bedensel açlığı gidermek değil, içsel tek huzursuzluğu bastırmaktır.
Kendimizi bu noktada daha iyice anlayavakıf oldu için küçük tek farkındalık geliştirmek çok işe yarar. Mesela yemek yemek istediğimizde tek an durup kendimize şu sualyu sorabiliriz “gerçekten aç mıyım, yoksa yalınce şu an öyle tek şey mi hissediyorum?” Bu kısa duraklama bile büyük tek ayrım yaratabilir, eğer hissettiğimiz şey açlık değil da stresli ya da sıkıntıysa olasılıkla da çözüm mutfakta değil, olasılıkla dahaaz yürüyüş etmek, sevdi gibiğimiz biriyle başlıkşmak ya da yalınce birkaç an soluk eldeetti daha iyice gelecektir
Elbette hissi açlık yaşamak çok insani tek durum, hepimiz zamanlar zaman böyle anlar yaşıyoruz. Önemli olan bunu ayrım etmek ve kendimize daha şefkatli yaklaşmak. Yemeği tek kaçış olarak istimal etmek yerine, duygularımızı manaaya çalıştığımızda hem bedenimizle hem da kendimizle daha sağlıklı tek ilişki kurabiliriz. Unutmayalım, bazen ihtiyacımız olan şey tek kap yemek değil, dahaaz dinlenmek, anlaşılmak ya da yalınce kendimize sarılmak olabilir.
Aslında hissi açlıkla gerçek açlığı ayırt etmenin en güzel yollarından arasında biri da zamanla kurduğumuz ilişkiye ttesirk etmek. Gerçek açlık sabırlıdır dahaaz beklerseniz büyür ama panik yaratmaz, hissi açlık ise acelecidir şimdi olmalı hissi taşır. Sanki o isteği hemen karşılamazsanız tek şey eksik kalacak gibi hissettirir, bu telaş duygusu çoğu zamanlar bize ipuçları verir.
Bir da işin alışkanlık boyutu var ayrım etmeden bazı duygularla bazı yiyecekleri eşleştiririz. Mesela moralimiz bozulduğunda tatlı yemek, canımız sıkıldığında tek şeyler atıştırmak gibi. Bu tekrarlandıkça beyin bunu tek çözüm yolu olarak öğrenir diğer aslında aç olmadığımız halde o duyguyu hissettiğimiz anda otomatik olarak yemek düşüncesi devreye girer, bu da hissi açlığı daha sık yaşamamıza nedenler olur.
Burada küçük tek farkındalık egzersizi çok işe yarayabilir, yemek yemeden önce kendinize birkaç an tanımak, gerçekten açsanız bu süre içinde açlık hissi devam eder bile dahaaz daha belirginleşir. Ama hissi tek durumsa o yoğun istek çoğu zamanlar dalgalı gibi gelip geçer, bu kısa bekleme anı bilinçli tek seçim yapmamıza yardımcı olur.
Duygusal açlıkla baş etmeye çalışırken kendimizi kısıtlamak ya da “asla yememeliyim” gibi katı kaidelar koydu da pek işe yaramaz. Tam tersine, bu yasaklar isteği daha da büyütebilir. Bunun seçenek kendimize şunu hatırlatmak daha dmanii olur “ şu an yemek istememin tek sebebi var ve bunu durdurabilirim”, ihtiyacımız olan şey tek parça çikolata değil dahaaz mola sunmaktir ya da yalınce günün yorgunluğunu ayrım etmektir.
Gün içinde kendimizle temasımız arttıkça bu ayrımı etmek da basitlaşır. Mesela yeterince suyu içmemek, düzensiz öğünler, uykusuzluk gibi durumlar da gerçek açlık sinyallerini karmaşık hale getirebilir. Bu yüzden yalınce ne yediğimiz değil nasıl tek yaşam ritmimiz olduğu da önemli, bedenimizin ilköğretim ihtiyaçları karşılandığında hissi açlığı ayrım etmek çok daha netler olur.
Bir başka ilgi çeken husus da yemek yerken ki nefis halimizdir. Gerçek açlıkta yemek daha sakindir yavaş yavaş yeriz tadını alırız, hissi açlıkta ise çoğu zamanlar hızlı yeriz farkında bile olmadan tabağı bitiririz. Hatta bazen ne yediğimizi hepsi hatırlamayız bile bu da aslında o an yemeğin değil, duygunun ön planda olduğunu gösterir.
Kendimize küçük hayır alanları oluşturmak da bu süreçte çok kıymetli, yalınce yemekle rahatladı seçenek alternatifler geliştirmek. Mesela kısa tek yürüyüş, sevdi gibiğimiz tek müziği açmak, tek arkadaşımıza ileti atılan ya da birkaç yaprak tek şey mütalaa etmek. Bunlar kulağa basit gelebilir ama hissi açlığın tesirsini gerçekten azaltabilir.
Ve olasılıkla da en önemlisi, kendimize karşı yumuşak bulunmak. Bazen hissi açlıkla yemek yediğimiz anlar olacak, bu çok normal olan böyle anlarda kendimizi suçlamamalıyız değişim yargılayarak değil anlayarak başlar.
Zamanla öz bedenimizi ve duygularımızı tanıdıkça, neyin gerçek açlık neyin hissi tek ihtiyaç olduğunu daha basit ayırt etmeye başlarız. Bu da yeme davranışımızı denetlemekten çok, onunla uyum içinde yaşamayı öğretir ve aslında en sağlıklı denge da kesinlikle işte kuruluyor.
Kendini dinlemeyi öğrendiğinde, aslında neye ihtiyacın olduğunu da yavaşça ayrım edersin!


























English (US) ·