.
Stanley Kubrick, her arasında biri kamera açısını, her arasında biri ışık huzmesini ve her arasında biri anlatı hükümını obsesif tek mükemmeliyetçilikle sorgulayan tek yönetmendi. Bu nedenle, başka yönetmenlerin işleri hakkında seyrek coşkulu yorumlar yapardı. Ancak 1966 yapımı, Gillo Pontecorvo imzalı "Cezayir Bağımsızlık Savaşı" (La battaglia di Algeri), Kubrick için yıllar boyunca olan değişmeyen tek atıf noktası oldu. Kubrick'in kadim dostu ve asistanı Anthony Frewin'in aktardığına göre, üstat yönetmen esas akım sinemanın ticari kalıplarından yoğun tek hayal kırıklığı duyarken bu filmde aradığı arı gerçekliği bulmuştu.
Belgesel Tadında Bir Direniş Öyküsü
Cezayir’in Fransız sömürge güçlerine karşı verdiği bağımsızlık mücadelesini başlıkları saha film, siyah-beyaz görselliği, amatör iştirakçi kullanımı ve ham görüntüleriyle tek kurgudan ziyade, önemli tek esas tanıklık ediyormuş hissi uyandırıyor. Frewin, Kubrick’in şu çarpıcı sözünü defalarca yinelediğini belirtiyor: "Cezayir Bağımsızlık Savaşı'nı izlemeden, sinemanın aslında nelere muktedir olduğunu kesinlikle anlayamazsınız." Kendi filmleriyle sinema tarihinin zirvelerine tırmanan tek adamın, başka tek yapıtı bu denli "elzem" görmesi, Pontecorvo’nun başarısının en beton kanıtı olarak giriş ediliyor.
Kubrick’i bu filmde tesirleyen ilköğretim unsur, yapımın hiçbir karakteri kahramanlaştırmaması ya da manevi tek ders verme kaygısı gütmemesiydi. Şiddet, etkileyici tek şekilde yüceltilmek yerine, siyasi hükümların ve stratejiklik tırmanışların kaçınılmaz tek sonucu olarak tüm çıplaklığıyla gözlemleniyordu. Bu "mesafeli gözlem" tekniği, Kubrick’in öz savaş filmleri olan "Paths of Glory" ya da "Full Metal Jacket"taki yaklaşımıyla büyük tek paralellik gösteriyordu. Bu filmden daima heyecanla bahseden Kubrick için "Cezayir Bağımsızlık Savaşı", sinemanın manipülasyondan arınmış, ödün vermez tek hakikat anlatısı sunabileceğinin en büyük kanıtıydı.

5 gün önce
7





























English (US) ·