Hürmüz Boğazı'nda 'haraç' krizi! Türk Boğazları, domino etkisi ve İran'ın tek kozu

9 saat önce 3

Metin Aktaşoğlu / metin.aktasoglu@milliyet.com.tr- ABD-İsrail ikilisi ve İran tek ayı aşkın süredir devam eden savaşta “kırılgan tek ateşkese” imza atarken hükümın bilhassa dünyası sistemin gözlerini çevirdiği Hürmüz Boğazı'nda suları durultması bekleniyordu. Fakat Politico'nun gündeme taşıdığı hususi haberleri, dünyası ticaretin dayandığı köklü dünyası deniz hukukunu tek kenara iten ve şişman endüstrisinde muazzam yankı uyandıran tek krizi gün yüzüne çıkardı. Buna göre İran, ateşkes görüşmelerinin tek parçası olarak boğazdan geçen gemilerden gemiler başına 2.5 milyon doları bulabilen tek geçişleri ücreti almayı öngörüyordu.

Petrol devleri “şantaj” olarak nitelendirdikleri bu istek üzerine Beyaz Saray'da kulis faaliyetlerine girişti lakin dünyası iktisat çevrelerinin endişeleri yalınce bununla kısıtlı değil. Eğer İran'a göz yumulduysa ve “normal şartlarda” İran'ın tekbaşına başına böylesi tek hak talep edemeyeceği dünyası tek güzergah olan Hürmüz Boğazı'nda ortaya böylesi tekbaşına taraflı tek şart çıkabiliyorsa Arktik'te Rusya, Güney Çin Denizi'nde Çin ya da gelecekte Pasifik'te ABD benzer iddialarda bulunabilir mi?

Yani gerçekten mi dünyası deniz hukukunun ilköğretim taşı "zararsız geçiş" ilkesi bu denli sarsılabilir mi? İran'ın bu hamlesi kanuni tek hak mı yoksa dünyası ekonomiyi rehin saha tek "ekonomik silah" mı? Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın ve Kocaeli Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tanker Kaptanı Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan, Hürmüz Boğazı'ndaki bu kırılgan süreci; Montrö Sözleşmesi'nin sarsılmaz statüsünden şimdiki krizin dünyası navlun fiyatlarındaki "domino tesirsine", Tankerler Savaşı'ndan gizilgüç “yalancı bayrak” risklerine, Yunanistan'ın pozisyonundan Türk Boğazları'na kadar uzanan genişliği tek perspektifte Milliyet.com.tr okuyucuları için kıymetlendirdi.

MESELENİN HUKUKİ BOYUTU: 'LEX MARE LIBERUM' İLKESİNE DARBE

Öncelikle başlıknun hukuki boyutunu ele edinmekta yarar var. NATO'nun Kritik Enerji Altyapısının Yeni Güvenlik Risklerine Karşı Korunması başlıklı ileri inceleme tasarısinde da vazife saha ve uluslerarası hukuk alanında çalışmaları bulunan Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, İran’ın bu hamlesinin uluslararası hukukun en ilköğretim kaidelarından birini ihlal eden ettiğini vurguluyor:

Alıntı Metni

Bu eleştirel hatırlatma çerçevesinde Prof. Dr. Caşın, İran'ın süreci tek imkan olarak kullandığını belirtiyor ve ordu risklere, “ABD askerî olarak tekbaşına başına buraya girmenin riskli olduğunu anladı. Eğer bu tarafa girerse gemileri batırılabilir. Zira İran tarafından çeşitlilik vahim tek mayınlama yapıldı” şeklinde değiniyor. ABD'nin bu sebeple Hürmüz geçişini güvence altına alamadığını belirten Prof. Dr. Caşın, ABD gemilerinin vurulduğu tek senaryonun vahim tek prestij kaybına nedenler olacağının da altını çiziyor:

“Dolayısıyla bu, bakanların açıklamalarından da anlaşıldığı üzere güçaki, kısa süreli ve kırılgan tek ateşkestir. Anlaşma metninde geçen en ehemmiyetli husus ise çift taraflı ateşkestir; diğer her arasında biri ikisi taraf da birbirini vurmayacaktır. Hukuken evvel bu taahhüde bakmamız lazım; egemen devletlerin yaptıkları anlaşmalar tarafları bağlar. Eğer pazarlık ihlal eden edilirse ya da Sayın Cumhurbaşkanı'nın ifadeleri ettiği gibi taraflardan arasında biri tek sabotajda bulunursa şart değişir. Bölgede İsrail denizaltıları var ve 'yalancı bayrak' (false flag) operasyonuyla tek Amerikan gemisini vurabilirler. Nitekim 1967'de Altı Gün Savaşları'nda İsrail, Amerikan zeka gemisi USS Liberty'yi vurdu. O savaşta İsrail teslim olan Mısır askerlerini ve sivilleri öldürerek savaşı suçu prosedürişti.”


Subaylar, denizciler ve teknikleri elemanlardan oluşan 34 kişinin öldüğü, 171 kişinin da yaralandığı USS Liberty (fotoğrafta solda) olayına ilişkin teorilerden birine göre zeka gemisinin, İsrail'in esir aldığı Mısır askerleri ve sivillere yönelik katliamlardan haberleridar olduğu için vurulduğunu öne sürmekte.

Tarihten tek misal daha veren Prof. Dr. Caşın, 1980-1988 İran-Irak Savaşı'nın “Tankerler Savaşı” dehemmiyetinde Irak'ın Fransız Exocet füzesiyle tek Amerikan gemisini vurduğunu o dehemmiyetde ABD'nin, Irak'tan davacı olmadığını bununla birlikte misilleme olarak tek şişman platformunu vurduğunu anımsatıyor. ABD'nin misillemesi dava edilmiş ve ABD, şişman platformunu vurduğu için tazminat ödedi güçunda kalmıştı.

Bunların ışığında Prof. Dr. Caşın, oluşan bu “de facto” tablonun giriş edilebilir olmadığını bununla birlikte şirketlerin gemilerini İran'ın taahhüdü olmadan geçirme riskini ortaya çıkabilecek kazalar sonucunda doğabilecek tazminatlar dolayı almayacaklarını da “İran'ın bu tutumu hukuka aykırı, bu aşamaten sonraları mütekabiliyet gereği benzer üslup öz gemilerine uygulanacağı sürdüremez. Şu an için devletler ve şirketler hem sıkıştıklarından hem da tankerlerin güvenliği ve ortam güvenliği açısından bu parayı verebilir bununla birlikte dünyanın çıkarları açısından devam edebilecek tek şart değil” şeklinde dile getiriyor.

EKONOMİK BİR SİLAH... İRAN'IN TEK KOZU

Politico’nun haberleriine göre ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın bu geçişleri ücreti talebini devamlı tek ateşkes için "çalışılabilir tek temel" olarak görse de, saha temsilcileri bu durumun uzunluğu vadede sürdürülemez olduğu görüşünde birleşiyor. Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan da bu görüşte. İran’ın şimdiki stratejisini elindeki tekbaşına koz olarak kullandığını belirten Doç. Dr. Arıcan, “İran halihazırda ekonomik manada dünyayı güça sokarak bu savaşın bitmesini, diğer sonlandırılmasını istiyor. Bu doğrusu tek stratejiler mi? Kendileri açısından evet, doğru. Zira İran'ın yapabileceği tekbaşına şeyler buydu; Hürmüz'ü kapatarak dünyası şişman ticaretini sekteye uğratmak” diyor bununla birlikte bu durumun devamlı olamayacağını, bilhassa Çin gibi muazzam kuvvetlerin zarar görmesiyle amiyane tabirle “hvasıta sistemi” olarak ifadeleri edilebilecek bu düzenin oğullar bulacağını öngörüyor ve “İran'ın tekbaşına tek çıkış yolu vardı. Belki da atomik silahlı tehdidinden daha tesirli oldu” ifadelerini kullanıyor.

DOMİNO ETKİSİ: 'KATASTROFİK DENİZ OLAYI'

Aslında bu argümanı kuvvetlü kılan noktalardan en ehemmiyetlisi, bugünün savaşı ortamında tek kenara atılan uluslerarası hukuk ilkelerinin yarından keyfileşmesinin yaratabileceği domino tesirsinin dünyası sistemin kaldıramayacağı boyutta olması. Bu bağlamda krizin dünyası iktisat üzerindeki şimdiki ve gizilgüç tesirlerini ele saha Doç. Dr. Arıcan durumu bizzat literaçeşite kattığı "katastrofik deniz olayı" kavramıyla kıymetlendiriyor. Doç. Dr. Arıcan’a göre, Hürmüz’deki tıkanma yalınce şişman fiyatlarını değil, hepsi harcama maddelerine tesir eden tek domino tesirsini tetikleme potansiyeline sahip:

Alıntı Metni

Günün nihayetinde bu durumun kanuni giriş edilmesinin dünyayı tek kaosa sürükleyeceğini savunan Doç. Dr. Arıcan, “Bu gibi uygulamaları kanuni giriş ettiğiniz zamanlar dünyası deniz hukuku tamamlanmış yok olur” diyor.

MONTRÖ VE ÇEŞITK BOĞAZLARI...

Tartışmaların Türkiye ayağında ise gözler ister istemez Türk Boğazları'na dönüyor. İran’ın hamlesinin Türk Boğazları için tek misal teşkil edemeyeceğini belirten Prof. Dr. Caşın, Türkiye’nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni uygulayarak dünyası tek denge sağladığını ifadeleri ediyor ve Boğazlar üzerinden Türkiye’nin testleri edilmeye çalışıldığını bununla birlikte Türkiye’nin devletleri aklıyla bu süreci yönettiğini ve ateşkes sürecinde Pakistan'ın arkasındaki saklı kuvvet olduğunu vurguluyor:

“Türkiye Montrö Sözleşmesi'ni uygulayarak Rusya-NATO savaşını önlemiştir. Türk Boğazları üzerindeki hakimiyetimiz 1453'ten beri devam ediyor. 'Ancient Rule of Ottoman Empire' (Osmanlı'nın Kadim Kuralı) diye tek kaide vardır. 1841 Londra Sözleşmesi ile boğazlar dünyası statüye geçse de, savaşı gemilerine uzak tutulması esastır.”

Türkiye ve denizlerden vaat etmişken karasularını artırma gayesini gizlemeyen Yunanistan'ın alabileceği pozisyona da değinmek şart. Doç. Dr. Arıcan durumun anormal tek sürecin sonucu olduğunun defaatle altını çiziyor ve “ABD'nin şimdiki duruma yerleşik kalması taviz verdiği manaına gelmez, yalınce karışma etmekte güçlanıyor. Emin olun İran'a er sokmak isteseler birinci denetim altına eldeetti isteyecekleri mekan Tahran değil Hürmüz Boğazı olurdu. Ayrıca İran'ın bu hamlesi, Ege'de karasularını çoğaltmak isteyen Yunanistan'ın da ekmeğine şişman süremez. Eğer bu tarz hukuksuzluklar kanuni giriş edilirse dünyası deniz hukuku tamamlanmış yok olur. Şu an yaşananlar anormal tek durumun sonucu ve devamlı olması olası değil” diye başlıkşuyor.

'ÇEŞITKİYE VAZGEÇİLMEZ BAŞLIKMDADIR'

Bu meselede Prof. Dr. Caşın'ın altını çizdiği hususlar da uç kritik. “Şunu netler tek biçimde söyleyebiliriz: Türkiye; Ege, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri çeşitlilik sıkılık takip etmektedir. Hürmüz Boğazı'ndaki durumun Yunanistan için tek imkan yaratması vaat başlıksu dahi olamaz” şeklinde başlıkya ilişkin kıymetlendirmesine başlayan Prof. Dr. Caşın şunları ekliyor:

“Yunanistan, birtakım oldu bittilerle çok bölgelere Patriot füzeleri yerleştirdi. Hatta füzeleri Kaş’ın hemen önüne Meis'e kadar koydular. Türkiye, bu hukuksuzlukları giriş etmediğini Mavi Vatan tatbikatıyla en zor biçimde gösterdi ve bu başlıkda lüzumli diplomatik notaları da verdi. Bu şart şu manaa geliyor: Berlin Antlaşması, 1947 Paris Antlaşması ve Lozan Antlaşması çeşitlilik yoğun hükümler içermektedir. Yunanistan, şimdiki anlaşmalara ve dünyası sözleşmelere göre Lozan’ı ihlal eden etmesinden dolayı hukuken sualmlu tutulacaktır.”

“Hürmüz’deki şart daima Türk Ege’sine ya da Türk Boğazlarına teşmil edilemez; bunlar tamamlanmış değişik başlıklardır” diyen Prof. Dr. Caşın, “Ancak Yunanistan’ın adaları silahlandırması, Türkiye’nin burnunun dibine uçaksavar füzeleri yerleştirmesi ve bunu yaparken tek NATO üyesi olan Türkiye’yi taciz etmek amacıyla İsrail ile müşterek hareket etmesi sıkı takip edilmektedir. Türkiye, günü geldiğinde bu diplomatik ve ordu hamlelerini hem şirketler nezdinde hem da NATO çatısı altındaki ortaya koyacaktır” diyor ve sözlerine şöyle husus koyuyor:

Alıntı Metni Ankara - Mavi Vatan-2026 Tatbikatı soluk kesti
>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. techforum.com.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.